Hoşgeldiniz  

Resûlullah (Sav)’in Öğrettiği Duâlar

Muhasebe DR | 01 Haziran 2018 | Beş Dakika Ara, Defterler, Duyurular, Genel, Sürmanşet, YAZARLAR, Yazarlar

Resûlullah (Sav)’in Öğrettiği Duâlar  (Mustafa Baygın)

Resûlullah (Sav)’in Duâlarından Bir Demet 

Râmazan-ı Şerif’e ermişler olarak, Allah(CC)’a Mülâki olmuşlardan olmamız için Peygamber (SAV)’in yaptığı ve öğrettiği Duâlarıyla Yarâtan Cenâb-ı Hâkk’a ilticâya devam etmek gerekir.

Mağfiret olunma günleri içinde iken, kusurlarımızdan ârınıp bir birinden hoşnud olmuş müsâfir ve ev sahibi olarak ayrılma gününe kadar geçecek zamanı çok iyi değerlendirmek gerekmektedir.

İçinde Kâdri gecesi bulunmayan Bin Ây’dan daha hayırlı bir günü barındıran Râmazan-ı Şerif ve Oruç mevsiminde yıllık hasâdı toplayamayanlardan olmamak için son günleri olabildiğince iyi değerlendirmeli, gelecek günlerde rahat etmenin hazırlıkları yapılmalıdır.

Hz. Muhammed Mustafa(SAV)’in “Evveli Râhmet, Ortası Mâğfiret, Sonu Cehennem Âteşinden Kurtuluş” tur dediği bu Râmazan-ı Şerif’e ermiş olarak şereflendiğimiz gibi,  âmelimizde ve ihlâsımızda oluşturmuş olduğumuz hata ve kusurlarımızdan mâğfiret olunmalı, Râhmet sağanağının altında tertemiz olunarak bayrama erişmeliyiz inşallah.

Bu kutlu bereketli, râhmet Ây’ında, elimiz boş, gönlümüz Mâhzûn, dilimiz lâl, kulaklarımız sağır olmuş ve de Cenneti hâk edemeden, Oruç ile birlikte Râmazan müsâfiri ile birlikte yolcu etmiş isek veyl olsun bizlere. Ve sonlarına doğru geldiğimi bu günleri değerlendirip, geçmişi telafi edemiyorsak, yâda kazançlı olmak için âzmetmiyorsak, işte o zaman da  “Burnu Sürtülsün” bedduâsına da mazhar olmuş oluruz ki Allah(CC) muhâfaza.

 

Hz. Muhammed (SAV)’in Hz. Âişe Validemize Tavsiye Ettiği Duâlar

Şems-İ Sermed (Dâimi güneş, devamlı olarak herşeyi nurlândıran ve aydınlatan Allah (CC)), “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).” (Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.)  (Enbiyâ Sûresi 107. Âyet-i Celile’sinde) dediği Peygamber Efendimiz (SAV), (ki O, bütün Kâinatın Peygamberi, Nebisi, Resûlü, Hâtemül Enbiyâ’sıdır.) Hz. Âişe validemize hitâben; “Bütün duâların mânâlarını içine toplayan cümleler ile duâ et, duâ ederken şöyle söyle” buyurarak:

“Allahım! Hâlde ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri senden ister, bildiğim ve bilmediğim hâlde ve gelecekte bütün kötülüklerden sana sığınırım.

Allahım! Cennet’i ve Cennet’e götürecek söz ve işleri senden ister, Cehennem’den ve Cehennem’e sürükleyecek söz ve hareketlerden sana sığınırım.

Allahım! Kûlun ve Resûlün Muhammed (SAV)’in senden istediği hâyır ve iyilikleri senden ister ve sana sığınıp ilticâ ettiği (kötülüklerden) her şeyden, ben de sana sığınırım.

Allahım! Benim için tâkdir ettiğin her şeyin sonunu hayır olmasını senden, senin merhâmetinden dilerim. Ey merhâmet edenlerin en merhametlisi!” diyerek niyâzda bulunulmasını istemiş/ öğretmiştir.

 

Hz. Muhammed (SAV) Kızı Hz. Fâtıma Validemize Öğrettiği Duâ

Hâtemûl Enbiyâ, Hz. Muhammed Mustafa, Resûl-i Ekrem (SAV) kızı, Hz. Fâtıma’ya Duâ etmek istediğinde:

“Yâ Hâyy u Kâyyûm olan Allahım! Bütün işlerimi düzeltmeni, bir an bile beni kendi başıma bırakmamanı, râhmetine sığınarak senden isterim.”  diye niyâzda bulunmalarını buyurmuşlardır.

 

Sâhâbe-i Kirâm’dan, Sıddîk Olan Emir’ûl Mü’minin Hz. Ebû Bekr’e Öğrettiği Duâ

Peygamberimiz Resûlullah (SAV)’in, Hz. Ebû Bekr’e;

“Allahım! Peygamberin Muhammed(SAV), dostun İbrahim(AS), sırdaşın (AS), Kelîme ve rûhûndan olan Îsâ(AS) hürmetine. Mûsâ’ya inen Tevrat, Îsâ’ya inen İncil, Dâvûd’a inen Zebûr, Muhammed(AS)’e inen Kur’ân hürmetine. Bütün peygamberlerine yaptığın vâhiy hürmetine, Mahlûkâtın üzerindeki kazâ ve takdîrin, senden isteyenlere verdiğin, fâkir ettiğin zenginler, zengin ettiğin fâkirler, hidâyete ulaştırdığın sapıklar hürmetine. Mûsâ(AS)’a bildirdiğin, kulların rızıklarını böldüğün yeryüzünün, hareketten sükûna erdirdiğin dağların, ayakta tuttuğun, Ârş-ı Âzâmı taşıttığın İsm-i Âzâm’ın hürmetine.

Kur’ân-ı Kerîm’de nâzil olan Sâmed, Âhâd ve Tâhir isimlerinin hürmetine. Gündüzleri aydınlatıp geceleri karartan ismin hürmetine, Âzâmet-i Kibriyân ve nûr-u vechin hürmetine. Senin kuvvet ve kudretinle, Kur’ân-ı Kerîmi okuyup anlamağı ve onu bütün vücûduma duyurmanı ve bütün hareketlerimi ona uydurmamı senden dilerim. Kuvvet ve kudret ancak sendendir. Yâ erhâmurrâhimîn.” diye duâda bulunmasını tavsiye etmiştir.

 

Yine Sâhâbe-i Kirâm’dan olan Abdullah İbn Abbas hazretleri, “Babam Abbas, beni Resûl-i Ekrem’in yanına göndererek, ne şekilde ibâdet yaptığını öğrenmemi istedi.

Sabah Nâmazı’nda Efendimiz(SAV) o gün şöyle duâ ettiğini işittim (öğrendim)” diyor:

“Allahım! Gönlümü sana bağlayacak, darmadağın hâlimi bir araya toplayacak, dağınık ve parçalanmış işlerimi birbirine yaklaştıracak, kötü itiyât ve fitnelerden beni koruyacak, dilimi ıslah edecek, bâtınımı koruyacak, zâhirimi yükseltecek, âmelimi temizleyip arttıracak, yüzümü ak edecek, rızâna ulaştıracak ve her kötülükten beni koruyacak olan râhmetini fazlından isterim.

Allahım! Küfür düşünmeyecek şekilde sâdık ve yakîn bir îmânı, dünyâda ve âhirette de lûtuf ve kereminin en yüksek mertebesine beni ulaştıracak olan râhmetini senden isterim.

Allahım! Kâzâlarda sâbır ve kurtuluşu, şehitler mertebesini, iyiler yaşayışını, düşmanlara gâlib gelmeyi ve Peygamberlere arkadaş olmayı senin fazlından isterim.

Allahım! Her ne kadar hâyırlısını bilemezsem ve âmelim kusurlu ise de, bütün dileklerimi sana arzeder, senden yardım dilerim. Yalnız senin râhmetine muhtâcım. Ey gönüllere şifâ verip bütün dertlere dermân olan Allahım! Büyük kudretinle birbirine yaklaşmış iki deniz suyunu yekdiğerine karıştırmadığın gibi, Cehennem azâbından helâk oldum diye feryâd etmekten ve kâbrin fitnesinden beni koru.

Allahım! İstemesinde veya hak etmesinde kusur ettiğim ve kullarından herhangi birine vâ’dettiğin veya vereceğin her türlü iyilikleri candan ârzular ve onları senin fazlından isterim.

Allahım! Bizi, sapan ve saptıranlardan değil, hidâyette olup hidâyete erdirenlerden, düşmanlarından uzaklaştırıp dostlarına yaklaştıranlardan, sana kûlluk edenleri senin rızân için sevip, isyân edenlere rızân için hûsûmet besleyen kullarından eyle.

Allahım! Ben dilimin döndüğü kadar duâ ediyorum. Kâbulü sendendir. Sen kâbul eyle. Ben elimden geleni yapıyorum, itimâdım sanadır. Biz Allah içiniz ve O’na yöneleceğiz. Kuvvet ve kudret ancak âzâmet sâhibi olan Allah’ındır. Kıyâmet gününde emniyeti, ebedî günde de âhdini yerine getirip rükû ve sücûd eden iyiler ile beraber Cenneti senden isterim. Kerem ve ihsânında nihâyet olmayan, dostluk edenlere sonsuz sevgisi olan ve dilediğini dilediği gibi yapansın.

Ey izzet ridâsına bürünüp herkse gâlib olan Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim. Ey ûlûluk ve yücelik ridâsına bürünerek kullarına fâzl- u in’âmını esirgemeyen Allahım! Seni tesbîh eder, noksan sıfatlardan tâkdîs (tenzih) ederim.

Allahım! Kalbimi, kabrimi, gözümü bütün bedenimi nurun ile tenvîr eyle, beni nurlandır ve nurumu arttır.”

Hastalıktan, Elem ve Kederden Emin Olmak İsteyenler Duâsı

 

Resûl-i Ekrem(SAV)’e yaşının ilerlediğinden, âcz içinde olduğunu anlatıp yardı isteyen Hz. Kâbise, Peygamber Efendimize, “Yâ Râsûlallah, yaşım ilerledi, birçok şeylerden geri kaldım, yapamaz, âciz bir hâle düştüm, bana bir şeyler öğret ki, onlardan istifâde edeyim” diyerek kolay şeyler öğrenmek istiyor.

Resûl-i Ekrem (SAV) Efendimiz, Hz. Kâbise, “Dünyalığın için, akşam namazının akâbinde üç kere: “Sûphânallahi ve bihâmdihi Sûphânallahilâzîm, lâ hâvle vâle kuvvete illâ bi’llâhi’l âliyyi’l âzîm” de tesbihe devâm et. Çünkü buna devam eden birçok hastalıktan, elem ve kederden emin olur.

Âhiretin için de şu duâyı oku: “Allahümmehdinî min indike ve âfıd âleyye min fâdlıke venşur âleyye min râhmetike ve ûnzil âleyye min bereketike!” (Allahım, bana kendi katından hidâyet ihsân eyle, kendi fâzl-u kereminden bana ihsân eyle, rahmetini bana bereketlerinden bana inzâl eyle” buyurmuşlardır. Bu duâya devam edenler içinde;

Peygamber Efendimiz, “Bu duâya kim devâm ederse, Kıyâmet gününde kendisine Cennetin dört kapısı açılır, istediği kapıdan içeri girer.” demiştir.

Seyyidû’l – İstiğfâr Duâsı (Duaların Efendisi / İstiğfârın En Üstünü)

Peygamber Efendimiz (SAV) namazların akâbinde duâlarına başlarken; “Râb olarak Allah’ı, dîn olarak İslâmiyeti, Peygamber olarak Muhammed(SAV)’i kabul ettim ve buna râzı oldum” der ve sonra da;

“Ey yer ve gökleri Yarâtan, gizli ve aşikâre herşeyi bilip her şeye mâlik olan Allahım! Bir olduğuna ve senden başka ibâdete lâyık kimsenin bulunmadığına Şehâdet ederim. Kendi kötülüklerimden şeytanın hile ve desîselerinden sana sığınırım.” der ve yine devamen şöyle derdi:

“Allahım! Senden, din ve dünyâm, mâl ve âilem hakkında âf ve âfiyeti dilerim. Allahım! Kusurlarımı ört ve beni tehlikelerden emin kıl. Hatalarımı azalt, önümden, ardımdan, sağımdan ve solumdan, beni koru ve âzâmetinle, üzerinde yürüdüğüm şu topraklardan gelecek zararlardan beni koru.

Allahım beni mekrinden,  gâdâbından emin olanlardan kılma. Bana başkasını musâllat etme. Daimâ kusûrlarımı ört ve beni zikrinden ayrılan gâfillerden eyleme” dedikten sonra üç kez Seyyidû’l  – İstiğfâr” Duâsı’nıokurdu.

Seyyidû’l  – İstiğfâr Duâsı’nın Okunuşu

“Allâhümme ente Râbbî, lâ ilâhe illâ ente hâlâktenî ve ene âbdûke ve ene âlâ âhdike vâ vâ‘dike m’estetâ’tû Eûzü bike min şerri mâ sânâ‘tû, ebû û bike ni‘metike ‘âlâ vâ ebû û bizenbî, fağfir lî fe-innehû lâ yâğfirüzzünûbe illâ ente.”

Seyyidû’l – İstiğfâr Duâsı’nın Anlâmı

“Allah’ım! Sen benim Râbbimsin!  Yâ İlâhi, beni sen Yarâttın, ben senin kulunum; gücüm yettiğince ezelde sana verdiğim sözümde ve vâ’dimde durmaktayım. Yaptığım kötülüklerin ve işlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin, üzerimdeki nimetlerini yüce huzurunda minnetle anıp, itiraf ederim. Aynı şekilde günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka hiçbir kimse günahları affedip bağışlayamaz.”  (Buhârî, Ebû Dâvut)

Duâsını okuduktan sonra üç kere de:

“Allahım! Gözüme, kulağıma ve bütün bedenime sıhhât ve âfiyet ihsân eyle. Senden başka hâkîkî mâ’bûd yoktur.” derdi.

 

*****************************

 

Bedîüzzaman Sâid-i Nûrsî Hazretleri, insandaki duyguların şiddetli olanlarının ahireti kazanmak ve zayıflarının ise dünya işlerini düzene sokmak için verildiğini:

“Dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir; bâki Âhiret işleri ise, gâyet sağlam elmaslar kıymetindedir.” diyerek anlatır.

Râmazan ve Oruç Mevsiminde, Dünyâ ve Âhiret kazancını özetleyen ve

Düşündüren Söz:

İnsân Âhiret için yaratıldığından dünyadaki bütün hayatını onu kazanmak yolunda sarf etmelidir. Fakat bunu yaparken dünya işlerini ihmal edip özensiz yaparak değil, onları da itinâ ile ve doğru ve güzel niyetlerle yaparak Âhireti kazanmaya vesile yapması lazımdır.

Hazırlayan: Mustafa BAYGIN

Etiketler:

EN SON HABERLER

© 2012 MuhasebeDR.Com Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.